Cuma, Haziran 12

Eski bir tanıdık

Sağda gördüğün götün bir kısmı benim.

Sana daha gizli, uhrevi veya fantastik bir profil sunamadığım için üzgün değilim. Olan bu. Benim alışmam yirmi beş yıl sürdü. Alışmak istersen minimum yirmi beş yani uyandırayım.

Her neyse, bacaların akmaması için dua ediliyordu o akşam. Poyraz hiç bilmediğim ve asla öğrenmeyeceğim bir yerden esiyor akabinde biz mağdur oluyorduk. Baca geri tepiyor ve evimiz, elimiz, kolumuz karbon monoksit oluyordu. Biz soba yakmayı hiç öğrenemeden kalorifer sevdalısı olduk. Fakat kardeşim sobayı yakmayı öğrenerek daha onlu yaşlarda saygı uyandıracak kimliğe sahip olmuştu. Hayat hep bu doğrultuda ilerledi sonra. Yakmayı, yok etmeyi bilen saygıya değerdi buralarda.

Karbon monoksit tatsız, kokusuz, sevimsiz bir gaz. İşin kötüsü öldüğünü anlayamıyordun. Aziz anlamıştı ama. Ben biraz kafasızım bu durumlarda. Her neyse. Aziz, 'abi ölüyoruz' dediğinde bizim odada uyuyordu Melis. Sıkışık nefeslerle küçük odaya ilerliyor, koordinasyon kimyasından habersiz bünyemizin teslim olmaması için dua ediyorduk. Sisli gözlerle kardeşimin bedenini sırtladığımızda yeteri kadar havaya sahip olmadığımıza emin olmuştuk. Baş dönmesi falan derken hep beraber yedi metrekarelik odanın tabanına yığıldık. Merakına bıçak saplayalım; kimse ölmedi.

Aziz'i ilk overdoz karbon monoksit çektiğimde gördüm. Bir daha da gitmedi.


Can Aziz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder